![]()
Jeopolitiği ve bölgesel güç mücadelelerini okuyamayan bazı arkadaşlar; Trump ile Netanyahu, ABD ile İsrail arasında görünen gerilimlerden, tenakuzlardan ve “kayıkçı kavgası” görüntüsünden sonuç çıkarmaya çalışıyor.
Oysa ispat sahadadır.
Benim okumam şu:
Oyun bozulmasın diye ABD, İsrail’i bir ölçüde geri plana çekti. Hatta belirli alanlarda İsrail’in daha fazla eleştirilmesine göz yumdu.
Hatta hafif şeytanlaştırdı.
Bunun nedeni; ABD-İsrail stratejik kurgusunun, inşa edilmeye çalışılan bölgesel ve küresel ittifak sisteminin; kontrol edilecek alanların, stratejik kaynakların, enerji ve ulaştırma koridorlarının dirençle karşılaşmamasını sağlamak olduğunu düşünüyorum.
Aynı zamanda mevcut ve potansiyel ortakların ürkütülmemesi, kendi iç kamuoylarında baskı altına girmemeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak okunabilir.
Sahaya bakın.
İsrail’in Gazze, Lübnan ve Suriye’de elde ettiği askerî, siyasi ve stratejik kazanımlara; İran’ın ise özellikle Irak’taki nüfuzunun hangi ölçüde geriletildiğine bakın.
“Ve artık yeni bir faza taşınan ve derin niyetlerle derinde vurulan İran’a bakın.”
//
Bu tablo içinde, nükleer boyutu da bulunan ABD-Suudi Arabistan müzakerelerinin ve onay sonrasında ortaya çıkabilecek olası anlaşmanın, bu stratejik çerçevenin dışında kaldığını düşünmüyorum.
Asıl soru şu:
BAE’ye uygulanan “Altın Standart” fiilen devreden mi çıkıyor?
Yoksa sadece bu standardın uygulanış biçiminde bir esneme mi söz konusu?
Suudi Arabistan’ın uranyum zenginleştirme hakkı konusunda direndiği görülüyor. Ancak bu tartışmanın gizli öznesi hâlâ İsrail’in güvenliği, niteliksel askerî üstünlüğünün korunması ve İran’la kurulacak stratejik mütekabiliyet dengesi.
Peki Türkiye?
Bölgede ve küresel ölçekte; nükleer teknoloji, nükleer yakıt döngüsü, nükleer kırılma (ya da nükleer eşik) kabiliyeti, nükleer şemsiye, stratejik himaye ve caydırıcılık ekseninde yeni bir rekabet, güç mücadelesi, hatta savaş yaşanırken, Türkiye bu denklemde nasıl bir yol izleyecek?
Türkiye; zenginleştirmesiz nükleer enerjiye mi razı olacak, yoksa Altın Standart dışı bir kırılma kabiliyetini mi hedefleyecek?`
Nükleer kabiliyet, nükleer kırılma kabiliyeti, nükleer kalkan ya da nükleer himaye; Türkiye gibi bir ülkenin jeopolitik güvenliğini, stratejik özerkliğini, bağımsız karar alma kapasitesini, caydırıcılığını ve tersinden stratejik bağımlılık düzeyini belirleyecek en üst düzey meseleler arasında yer alıyor.
//
Altın Standart nedir?
Nükleer anlaşmalarda “Altın Standart” (Gold Standard), bir ülkenin sivil nükleer enerji programına sahip olmasına izin verilirken, uranyum zenginleştirme ve kullanılmış nükleer yakıtın yeniden işlenmesi haklarından gönüllü olarak vazgeçmesini ifade eder. Amaç, sivil nükleer programların nükleer silah üretimine evrilme riskini en düşük seviyeye indirmektir.
Saygılarımla
Abdullah Ağar
https://x.com/abdullahagar2/status/2080287359204049331?s=46
Subyekt.az