![]()
Bazıları yeni Ortadoğu’da “terör örgütlerine ve silahlı gruplara yer yok; ABD hepsini tasfiye ediyor, YPG/PKK da bunlardan biri” sanıyor.
Oysa mesele bundan çok daha çıplak ve gerçekçi:
ABD, İsrail ve onlarla uyumlu Batılı aktörler; kendi stratejik çıkarlarına tehdit oluşturan terör örgütlerini ve silahlı yapıları tasfiye etmeye, silahsızlandırmaya veya etkisizleştirmeye çalışırken; kendi çıkarlarıyla uyumlu gördükleri terör örgütleri ve silahlı aktörleri meşrulaştırma, siyasallaştırma, statü kazandırma, birleştirme, kurumsallaştırma ve devlet yapıları içine taşıma yollarındalar.
Hizbullah, Hamas, İslami Cihad, DEAŞ, İran bağlantılı milis yapıları, Haşdi Şabi unsurları, Esad rejimi ve İran’la mücadeledeki yaklaşım ile;
HTŞ, YPG/PKK, Taliban, Peşmerge ve özellikle MNAG eliyle Peşmerge’nin 70. ve 80. birliklerinin birleştirilmesi gibi gelişmeleri aynı stratejik denklem içinde okumak gerekiyor.
Bunlara Cundullah’ı, Ahvaz Kurtuluş Örgütü’nü, Halkın Mücahitleri Örgütü’nü, Irak’ın kuzeyinde konuşlu İran muhalifi Kürt silahlı grupları, Arnavutluk’ta kurulması yönünde adımlar atılan proxy Bektaşi devletçiği projesini; gelecekte önümüze çıkabilecek diğer bazı aktörleri ve hatta FETÖ dahil, bazı dini-mezhebi-meşrebi (tarikat) yapıları gibi silahlı/silahsız, devlet, toplum, sistem, kimlik ve inanç alanlarına nüfuz eden devlet dışı aktörleri de eklemek gerekiyor.
Sadece Ortadoğu’da değil, Türkiye’de de kim kimin güdümünde, kimin eli kimin cebinde, farkında mıyız?
Burada belirleyici olan yalnızca örgütün niteliği değil;
ABD, İsrail ve onlarla uyumlu Batılı aktörlerle stratejik uyumu ve kimin çıkarına hizmet ettiğidir.
Yani mesele basitçe “terör örgütlerinin tasfiyesi” değil.
Silahlı güçlerin ve devlet dışı yapıların yeniden dizayn edilmesi.
Daha üst katmanda ise sistemleri, karar vericileri ve zihinleri dizayn etme, etkileme, dönüştürme meselesi de var.
Ve bu çok daha derin bir konu.
Neyse.
//
Bir silahlı yapı çıkarlarına karşıysa:
“Terörist.”
“Tehdit.”
“Tasfiye edilmeli.”
Çıkarlarıyla uyumluysa:
“Muhatap.”
“Siyasi aktör.”
“Yerel güç.”
“Statü adayı.”
Ve şartlar oluştuğunda:
“Meşru devlet otoritesinin parçası.”
“Hatta devlet!”
Yöntem değişiyor.
Aktör değişiyor.
Statü değişiyor.
Ama güç hesabı değişmiyor.
Meseleyi anlamak için örgütlerin yalnızca isimlerine, etiketlenmelerine ve ilan edilmiş statülerine değil;
hangi güç merkezinin, hangi terör örgütünü, devlet dışı aktörü ya da silahlı yapıyı, hangi aşamada, hangi amaçla, nasıl konumlandırdığını, dönüştürdüğünü ve kullandığını görmek gerekiyor.
Saygılarımla
Abdullah Ağar
1 Eylül 2026
Subyekt.az