![]()
Devlet;
Allah ile kulun arasına…
Devlet ile vatandaşının arasına…
Hiç kimseyi…
Hiçbir ruhbanı…
Hiçbir iki ayaklı putu…
Hiçbir din, devlet, güç, sistem ve dindarlık istismarcısını…
Hiçbir menfaat ve etki odağını; tarikatı, cemaati, mezhebi, meşrebi, aşireti, terör yapılanmasını, din baronlarını, etki ajanlarını ve başka devletlere angaje kişi ya da güç odaklarını sokmamalıdır.
Bu tür yapıların devletin, dinin, ordunun, istihbaratın, medyanın, toplumun, tarihin ve zihinlerin içine yuvalanmasına izin veren bir devlet ve millet; er ya da geç ağır bir fitneyle, derin bir güven, sistem ve varoluş bunalımıyla yüzleşmek zorunda kalır. Bunun en ağır bedellerinden biri de tevhidin zedelenmesi ve şirke kapı aralayan bir düzenin ortaya çıkmasıdır.
15 Temmuz’a, dökülen kana, fitneye ve derin güven bunalımına sebep olanları Allah’ın lanetine havale ediyor; aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık, afiyet ve esenlik diliyorum.
Din, devlet ve millet adına olduğu kadar, Allah’a vereceğimiz hesap adına da doğru dersleri çıkarmak; aynı hatalara bir daha düşmemek ve gereğini yerine getirmek umut ve duasıyla…
Çünkü 15 Temmuz’da dişini gösteren şirk; sadece günümüzün değil, insanlık ve inanç tarihinin en sinsi, en yıkıcı ve Allah’a vereceğimiz hesabı tehlikeye atan en büyük tehdididir.

Tarihe ve mahşer günüme bir not…
Saygılarımla
Abdullah Ağar
15 Temmuz 2026
Subyekt.az