![]()
Türkiye’nin eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakerecisi Büyükelçi Egemen Bağış, Euractiv’e verdiği demeçte, Avrupa Birliği’nin genişleme ve dış politika alanlarında oybirliği şartını her aşamada uygulamasının Birliğin stratejik çıkarlarına zarar verdiğini söyledi.
The Economist tarafından Selanik’te düzenlenen Metropolitan Summit kapsamında Euractiv’e konuşan Bağış, yeni bir ülkenin AB üyeliğine kabulü gibi nihai ve tarihî kararlarda oybirliğinin gerekli olduğunu; ancak müzakere sürecinin her adımının tek bir üye ülkenin vetosuna bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Bağış, “Tek tek ülkeler, iç siyasi çıkarları uğruna kendi ulusal çıkarlarını veya Avrupa Birliği’nin ortak çıkarlarını engelleyememelidir. AB, oybirliği kuralını karar alma süreçlerinin merkezinde tutarak kendi ayağına sıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde Enerji Faslı’nın 2009 yılından bu yana Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından bloke edildiğini hatırlatan Bağış, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu ve erişebileceği enerji kaynaklarının yaklaşık yüzde 80’inin Türkiye’nin güneyinde, kuzeyinde veya doğusunda bulunduğuna dikkat çekti.
Bağış şöyle konuştu:
“Coğrafi gerçekler bu kadar açıkken, aday bir ülkeyle Enerji Faslı’nı bloke etmek o ülkeyi değil, öncelikle Avrupa Birliği üyesi devletleri cezalandırır. AB’nin 27 üyesi kendi stratejik çıkarlarını ve ihtiyaçlarını yeniden değerlendirmeli, mevcut yaklaşımın gerçekten anlamlı olup olmadığını sorgulamalıdır.”
“Türkiye karar süreçlerine dahil edilirse kazan-kazan çözümleri bulunabilir”
Euractiv’in İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın elektrik şebekelerini denizaltı kablosuyla birbirine bağlamayı amaçlayan Great Sea Interconnector projesine ilişkin sorularını da yanıtlayan Bağış, Türkiye’nin dışlandığı projelerin bölgede yeni anlaşmazlıklara yol açabildiğine işaret etti.
Türkiye’nin karar alma ve istişare süreçlerine dahil edilmesi hâlinde her zaman karşılıklı faydaya dayanan çözümler üretilebileceğini belirten Bağış, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye belki elektrik kablosu projesine de katkıda bulunabilirdi. Böylece proje Avrupa açısından hem daha uygulanabilir hem de çok daha düşük maliyetli olabilirdi. Coğrafya kendi gerçeğini söylüyor.”
Bağış, Avrupa Birliği’nin aday ülkeleri Avrupa liderlerinin düzenli zirvelerine davet etme uygulamasından vazgeçmesini de eleştirdi. Geçmişte Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın aday ülkeler olarak Avrupa Anayasası çalışmalarına önemli katkılar sunduğunu hatırlatan Bağış, aday ülkelerle diyaloğun Avrupa’nın stratejik kapasitesini güçlendireceğini ifade etti.
Türkiye ile Yunanistan arasında deniz yetki alanları ve enerji projeleri nedeniyle yaşanabilecek gerilimlere ilişkin soruya ise Bağış, “O kadar kötümser değilim” yanıtını verdi. Seçim dönemleri yaklaştığında söylemlerin sertleşebildiğini, ancak daha sonra tansiyonun yeniden düştüğünü belirtti.
Euractiv söyleşisinin tamamı:
https://www.euractiv.com/news/eu-is-shooting-itself-in-the-foot-with-unanimity-rule/
Subyekt.az